kısa öyküler
Kırmızı elbiseli kadın, yıllardır beklediği trenin geldiğini fark ettiğinde, asla gitmeyecek bir istasyonun ortasında olduğunu anladı.
Bir gün güneş doğarken, ona veda eden kuşun, gittiği yerin hiç geri dönmeyeceğini bildiği gözlerinden okunuyordu.
Son kez telefonu açıp "Merhaba," dedi, ama sesini duyan hiç kimse yoktu.
Çiçek, toprağa kök salarken, bir adım uzaklıktaki mezar taşına son bir kez baktıktan sonra soldu.
O sabah, odasına bıraktığı mektubun altına "Sonsuza kadar seni bekleyeceğim" yazan kadın, kapıyı kapattı.
Yalnız ay ışığı altında yürüyen adam, gece yarısına bir adım daha attığında dünyadan kayboldu.
İlk kez gördüğü eski bir fotoğrafa bakarken, annesinin göz yaşının büyüdüğünü hissediyordu.
Gözlüklerinin arkasında, kimsenin göremediği küçük bir yazı vardı: "Beni bulmak için tekrar gel."
Her sabah pencerenin önüne bırakılan çiçekler, kimse göremese de, her gün bir adım daha yaklaşıyordu ona.
Gece yarısı mektuplarını yazarken kurşun kaleminin çıkardığı sesi farkettiğinde onu ne kadar çok özlettiğini farketti.
Yours, Kısa Öykü
